Irak Türkmen Şiirinin Solmayan Çiçeği Nesrin ERBİL

 

 

Irak’ta Türklük çatısının ilk kurulduğu Erbil kentinde 29 Eylül 1939 tarihinde dünyaya geldi. Babası Ataullah Ağa, Erbil’in soylu ailelerindendir. Anası Hayriye Hanım ise Kerkük’ün yine tanınmış ve soylu Sarıkâhya ailesine mensup İzzet Paşa’nın kızıdır. İzzet Paşa 25 Ekim 1920 tarihinde Irak’ta ilk kez oluşturulan Bakanlar Kurulunda Eğitim ve Sağlık Bakanı olarak görev yapmıştır. Nesrin baba ocağı olan Erbil’i kendine soyadı olarak seçtiği için, şöhretini bu isimle yapmıştır.

İlkokulun son sınıfına kadar devam eden Nesrin Erbil, geçirdiği rahatsızlık sebebiyle eğitimini tamamlamaz. Ailenin tek kız evladı olan Nesrin boş durmaz, erken yaşlarda edebiyata ilgi duyar. Edebiyata meraklı olan babası ve yine şiirle az çok uğraşan Sedad, Murad ve Reşad adlı erkek kardeşlerinin aile içinde yarattıkları atmosfer, Nesrin’in edebî melekesini besleyerek onu yüreklendirir. Böylece edebiyata karşı olan ilgisi aile ortamında artan bir hızla gelişir.

Daha sonra Bağdat’ta teyzelerinin konağına yerleşen Nesrin, burada İngilizce kurslarına devam ederek lise sertifikası aldı. İngilizce şiirler yazmağa başladı ve bu arada Bir Amerikan Music City tarafından açılan şiir yarışmasına katıldı. Bu yarışmada “All for love” başlıklı şiiri ile birincilik kazandı. Şiir bestelenmek üzere Kaliforniya Nordic plak şirketi tarafından satın alındı. Ayrıca bu şirketin teklifi üzerine yazdığı “Come back to me” ve “Lonely” başlıklı iki şiir daha yazdı.

Yabancı dile karşı ilgisi daha sonra Almanca’ya da yöneldi. Dört yıl süreyle Almanca kurslarına devam etti. Bu dildeki yeteneğini ilerletmek gayesiyle, Almanya’da bulunan kardeşi Reşad’ı zaman zaman ziyaret etti. Güzel sanatlara karşı ilgisinden dolayı resim dalında da uğraş verdi ve iç dünyasını dışa vuran tablolar yaptı.

 

            1960 yılından itibaren Türkçe şiirler yazarak, çok velûd bir döneme girdi. Özellikle Irak Türkmenlerinin kültür tarihinde önemli bir döneme damgasını vuran ve Bağdat’ta yayımlanan Kardeşlik dergisinde yer alan şiirleri ile büyük ilgi topladı. Serbest şiir vadisinde Irak Türkmen edebiyatı içinde önemli bir yer kazandı. Bu alanda ortaya koyduğu edebî ürünler yadsınmayacak derecede başarılı oldu. Buna rağmen hece vezninden kopmadı ve bu tarzda da başarılı şiirler yazdı. Yetmişli yıllara kadar uzanan bu dönemde yazdığı şiirleri ile edebiyat çevrelerinde en çok tartışılan şair oldu.

1975 yılından sonra uzun süre şiirlerini yayımlamadı. Ancak hiçbir zaman şiirden kopmadı. Doksanlı yılların sonlarında şiirlerini tekrar yayımlamağa başladı. Şiirlerinin tekrar yayımlanması edebiyat çevrelerinde büyük memnuniyet yarattı.

Türkçesinin berraklığı sayesinde Nesrin Erbil, Irak Türkmen edebiyatının yenileşme döneminin en çok ilgi çeken ismi olmuştur. Şiirlerinde göndermeler yaptığı imgeleri, sıcak ve anlaşılır simgelerle ifade eden en başarılı şair olmuştur. Şiirlerinde dilin musiki yanını da ihmal etmemiştir. Böylece şiirlerini kazandırdığı bir akıcılık sayesinde okuyucu ile sıcak bir bağ kurmuştur. Millî duyuşlar, geçmişe özlem, yalnızlık, hüzün ve ayrılıklar şiirlerinin başlıca teması sayılır. “Yaralı kuş” şiirinde olduğu gibi geçmişinden kopmayan ve anıları ile avunan şair, yaşadığı topraklara bağlılığını her seferinde ön planda tutar. Ata Terzibaşı’nın ifadesiyle “şiirlerinde baba yurdu Erbil’i, ana yurdu Kerkük’ü ve mensup bulunduğu millet ve kahramanları anarak coğrafî iklimi fazlaca genişletir”. (Ata Terzibaşı, Erbil Şairleri, cilt 3, Kerkük, 2005, s. 30)

Yaşadığı toprakların acılar içinde kıvranması,  N. Erbil’in son dönem şiirlerine de sinmiş ve yeni edebî ürünlerine yansımıştır. Nitekim Kerkük ve Erbil’de meydana gelen gelişmeler, Irak’ın işgal altında çektiği acılar, şairimizi derinden etkilemiştir.

Evli ve bir erkek çocuk anası olan Nesrin Erbil halen Ankara’da yaşamaktadır. Şiirlerini en çok Kardeşlik dergisinde neşreden Erbil’in yayımlanmış şiir kitapları şunlardır: Deniz Rüyası (Ankara, 1969), İki Şehir (İstanbul, 1998) ve Geleceğim (Erbil, 2004).

Şiirlerinden Örnekler:

 

 

YARALI  KUŞ

Biz de toprağında yetişen

Bir başağın taneleriydik

Delice rüzgârlar

Diyar diyar

Memleket memleket dağıttı bizi

Geçti nice dört mevsimler

Dört renk içinde

Arzularım

Demir çemberler içinde unutulmuş

Bir arslan hırsı

Hıncım

Dedemin gümüş kılıcının kabzasında

Tozlanmış

Bir yanar bir söner

Yalnız yıldızlı bir sema uykusu

Aydınlatır dertlerimizi

Bir gün

Uzak bir diyardan

Yaralı bir kuş geldi

Halsizdi bitkindi nefessizdi

“Onu gördüm” dedi

“Senin için ağlar

Yarası var ırmak ırmak

Dertleri var dağlar dolusu

Sana selam gönderdi

Toprak kokulu

Ana gibi sıcak bir selam”

Sonra can verdi yaralı kuş

Canlanan emelime

Silkindi seneler

Tozlanmış hatıralardan

Ve kabardı arslan hırsım

Paslanmış demirler arasında

Parladı hıncım

Dedemin gümüş kılıcında

Nehirler taştı yol verdi

Genişledi dostluğu unutmuş dar yollar

Gerindi savaş yıllarının yayı

Ta Kerkük’e Erbil’e kadar

İki Şehir

İki şehir bilirim

Candan bağlı

Yürekten dağlı

Bir “Altun köprü” ile

Kalpleri bağlı

Biri mavilikler içinde

Öbürünün yanar ufukları

Geceler onları boğmazsa

Güneşli günlere varacaklar

Görecekler ümitli ışıkların

Doğuşunu

Şafakla beraber

Silinecek acılar

Kurtulacak iki şehir

Serap ümitlere koşmaktan

Hancı ile Hasbıhal

Ne gurbette gezdim ne de yoruldum

Ne derdimi söyledim ne de soruldum

Sırrımı derecek tek seni buldum

Ben kendi yurdumda garibim hancı

Sana anlatacak dertler çok bende

Güllerim derildi taze gülşende

Artık karanlıktan bahsetme sen de

Ezelden bu zulmet nasibim hancı

Sana öz yurdumdan kopup koşmuşum

Sil gözyaşlarını ben de coşmuşum

Kadehi doldurma zaten sarhoşum

Ben hicran meyini içmişim hancı

Yalnız gurbet gezen değildir dertli

Garipler sılaya varmakla ümitli

Bana her ümidin kapısı kitli

Kader elbisemi biçmişim hancı

Ne kadar anlatsam yine ruhum boş

Vazgeç benden hancı gariplere koş

Teselli yok bana bırak başıboş

Ben kendi yolumu seçmişim hancı

 

 

ÇÖKEN İLLER

Erbil’den koptum geldim yarını düşünmeden

Öpemedim ne yazık dedemin ellerinden

Gözyaşları yetmiyor çekilmez üzüntüye

Açan güller bülbüller anlamıyor dilimden

Gün acı gece zulmet eş dost cevap vermiyor

Kaleden eş kaleye ulaşmak zor oluyor

Artık serap olurken ona varmak hayali

Kara neft alev alev yüreğime doluyor

Ne adımı seslenen ne elimi tutan var

Sürmüş kardeş kavgası ve zalim unutan yar

Bağlar çözülmüş birden uyuyakalmış gözler

İller iç içe çökmüş el güler vatan ağlar

Bana vuslat vadetmez ne düne ne yarına

Baltalandı dallarım felç girdi kollarıma

Kopardı bağlarını şiirler yarım kaldı

Düştü güneşi örten gölgeler sularıma

 

Osman OĞUZ

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !