NECİP FAZIL’dan HATIRALAR

 

 



Mahkemede hakim, Necip Fazıl'a:
- Bak, der. Seni bundan böyle bir daha huzurumda görmeyeceğim, öyle değil mi?
Necip Fazıl sorar:
- Hakim Bey, yoksa istifa mı ediyorsunuz?

 

 

                ***                         ***                             ***

 



Yine bir gün Üstad'a sormuşlar:
-Üstad özel arabanız yok mu?
Üstad düşünmeden cevap verir:
-Ona en son bineceğiz.

 

                ***                         ***                             ***



Üstada bir konferans sırasında bir genç sorar:
-Osmanlı emperyalist değil miydi?
Cevap dikkate şayandır:
-Evladım eğer Osmanlı emperyalist olsaydı şu anda bu soruyu fransızca değil türkçe sorardın.

 

                ***                         ***                             ***

Necip Fazıl bir konferansında isim vermeden gazetelerin tenkidini yapıyormuş. Fakat o şekilde açık konuşuyormuş ki, bu işlerle çok az ilgili olan dahi hangi gazeteden söz edildiğini anlarmış. Dinleyenlerden biri hatibin sözünü keserek:

Hangi gazeteden bahsediyorsunuz?

Necip Fazıl sorar:

Siz ne iş yapıyorsunuz?

Keresteciyim.

Belli,otur!

 

 

                ***                         ***                             ***



Necip Fazıl Kısakürek in 1954 lü yıllarda çıkardığı Büyük Doğu mecmuasının bir sayısının kapağında, Osmanlı arması işlemeli sanat eseri bir kumaş resmini yayınlayınca, "padişahlık propagandası yapmak " gibi saçma bir gerekçe ile derginin o sayısının toplatılmış ve kendisi de suçlanarak mahkemeye sevk edilmişti

Necip Fazıl’ın mahkemede kendisini suçlayan savcıya gayet ibretli bir şekilde:

İçinde adalet işlerine bakılan bu binanın tepesinde aynı Osmanlı arması var Siz de mi padişahlık propagandası yapıyorsunuz?" diye cevap vermişti

 

                ***                         ***                             ***

Necip Fazıl vapurla Karaköy'e geçerken, yanına biri yaklaşıp:

"Üstad", diye sormuş "Peygamberlere ne diye gerek duyuldu, biz kendimiz yolumuzu bulabilirdik."

N. Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:

"Ne diye vapura bindin ki, yüzerek geçsene karşıya" cevabını vermiş.


                ***                         ***                             ***

Nazım Hikmet ve Necip Fazıl Ramazan ayında arabayla gidiyorlarmış.
Tabi Necip Fazıl oruç ama Nazım Hikmet değil.
Nazım Hikmet Necip Fazıl ile dalga geçmek için yolun kenarındaki zayıf bir ineği işaret ederek Necip Fazıl'a demiş ki:
-'Şunun haline bak, oruç tutmaktan ne hale gelmiş' demiş.
Tabi Necip üstad altta kalır mı hemen cevabı yapıştırmış:
-'Aaa Nazım sen bilmiyor musun Hayvanlar oruç tutmaz...

                       ******             *******               **********  


Üstad hapishanede koğuşunda iken aynı koğuşa Nazım Hikmet getirilir,

Nazım Hikmet Üstadı görünce gülerek " sende mi buradasın? Şu haline bak

maymuna dönmüşsün" der...

Üstat, karşısında duran Nazım Hikmet e cevabı yapıştırır...

" Ben de pencereye dönerim... "

                  
****                              *******                                 *******

Bugünlerde Vakit Gazetesi yazarı olan Hüseyin Üzmez, dönemin ünlü gazetecisi Ahmet Emin Yalman’a suikast girişiminde bulundu.

Üzmez, olayın ardından yakalandı.

O günlerde herkes, ülkede büyük gürültü koparan bu suikast girişiminin arkasındaki ismi arıyordu.

Ve o isim bulundu: Necip Fazıl.

Çünkü "milliyetçi-mukaddesatçı" kesimin ünlü şairi Necip Fazıl, o günlerde Yalman aleyhine çok ağır yazılar yazıyordu.

Ayrıca... Üzmez, iflah olmaz bir Necip Fazıl hayranıydı.

Sonunda Necip Fazıl, "azmettiricilikten" tutuklandı ve mahkemeye çıkarıldı.

"Ünlü şair"in mahkemede kendisini savunurken söylediği şu cümle "unutulmazlar" arasındadır:

"İngiliz’in biri, kıskançlık krizi içinde karısını öldürse... Ve adamın cebinde Othello piyesinden bir sayfa bulsanız... Azmettirici diye Shakespeare’in iskeletini mezarından çıkarıp Londra köprüsünden mi sallandıracaksınız?"

Evet, Necip Fazıl işte böyle bir laf cambazıydı.


alıntı  : http://www.gencislam.com/forum/showthread.php?t=23356

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !