TADI OLMAYAN YAŞAM

         Güneş perdesi açık olan penceremden ışıltılarını içeriye verirken, ben bir günün daha geçmiş olduğunu düşünmeye başladım. Nasıl oldu da geçti bunca sene! Bir yaprağın ağacın dalından düşme anı kadar hızlı, kelebeğin kanadını çırpması kadar ani. Neden bu kadar yorgunluk var üzerimde. Çocuklarım bir yerlere geldi. Torunlarım ise yaşanılmayacak bir dünya da gözlerini açtı. Ben ise hâlâ üniversite köşelerinde kariyer yapma yolunda çırpınıp duruyorum. Oysaki böyle mi idi benim hayallerim? Önce üniversiteyi kazanayım, layıkıyla olduğum yeri bitireyim. Sonra üniversite de hoca olayım, talebelerim olsun. Onların sıkıntısıyla sevinciyle birlikte olayım. Zihinlerde kazınmış ‘‘hoca gelir dersi anlatır gider’’düşüncesinin üzerine kocaman bir çarpı işareti atayım. Zaman gelsin evleneyim, mutlu huzurlu bir yuvam olsun. Akşam eve geldiğimde yorgun da olsam yaşama sevinci, yanımdakilerin sevgisi beni mutlu etsin. Gün gelsin çocuklarım olsun, onlara iyi bir anne olayım. Ve hayal hayal… Bunlar hayata başlamadan önceki hayallerim. Hayat kapımı çaldığında ise çok farklı dünya beni bekliyormuş. İstediğim gibi üniversiteyi kazanıp okumaya başladım. Zaman ilerledikçe geçim kaygısı aldı kavurdu benliğimi. İyi bir öğretici nasıl olurum fırtınasından nasıl daha iyi yükselir, daha çok para kazanırım oldu. Derken önce okul bitti. Dil sınavıdır derken araştırma görevlisi ardından doktor unvanına kavuştum. Ama bir şeyler eksikti. İçimde kapanmaz yaralar vardı. Ben sadece kendi derdime düşmüş, çevremdekileri unutmuştum. Evli ve iki çocuk annesi idim. Annelik görevi ve eş görevi vardı omuzlarımda. Ama ben bu mesuliyetleri unutmuştum. Çocuklarımı bakıcıya baktırıyor, geceleri kapılarına kadar gidiyor bazen vicdan sesini yüreğimde hissediyor ve elim kapının kolunda kalıyordu. Büyümüşlerdi ama anne sevgisinden mahrum. Eşimle ise aramda dağlar kadar soğukluk vardı. Bir evin içinde iki yabancıdan farkımız yoktu. Ben düşünememiştim paradan önce sevginin olduğunu. Her sıkıntıdan sevginin ağırlığıyla çıkıldığını. Ve ben bir gün yaşlanacağımı unutmuştum. Şimdi kapım çalınacak mı acaba düşüncesi yerine torunlarım akşama geleceklermiş demeyi ne de çok isterdim. Hazan mevsimimi omzumu dayayabileceğim eşimle geçirmek isterdim. Ama istediklerim olmuyor; büyük bir binanın içinde eşyalar, dört duvar ve ben…

Ben böyle olmamalıydım…

 

ZEYNEP ERDEM

İlahiyat fak.(İ.Ö) 1/A

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !