Yıldızların Aydınlatmadığı Şehir

   Safranbolu..Saf Anadolum!Yalnızlığın,hüznün ağırlığı var her bi zerrende.Çok mu yalnız kaldın ki sıvalarını dökmüş evlerin.Havuz başı sohbetleri güldürmüyor mu artık yüzünü?Sahi  çay kokulu o sohbetler kaldı mı?
   Sokakların pek bi ıssız.Yürünmüyor be safranbolum.Yalnızlığa alışık değil bedenim,gülmeli o ipekten yüzüm,gamzelerimi fark etmeli delikanlılar.Bana göre değil bu yalnızlığın.!
   Osmanlı'nın izleri var duvarlarında,yakışıyor mu bu boyun eğişin.Kaldır o başını da görsün tüm suretler seni.Sana bakanlar Osmanlı'yı görsün,görsün de irkilsin tüm canlar.Sahi en son ne zaman verdin canını.Alımlı,kiraz yanaklı,masum bir genç kızın mıydı yoksa başı dik,omuzları geniş bir delikanlının mıydı verdiğin en son can.Ya da hayatının son demlerini yaşayan tontoş bir nine veya dede miydi verdiğin can yoksa hayatına yeni başlayan ama daha açılmamış bir gonca mı?Sahi safranbolum en son verdiğin kalp sızısını hatırlıyor musun? Kim bilir kaç kere ölümlerden döndün.Ölümlerden kurtuldun,o yolların,evlerin kurtuldu ama bu yalnızlık ölüm değil mi senin için.Bu yalnızlıktan ne zaman kurtulacaksın.Tekrar o sıcacık gülüşlerini ne zaman sunacaksın bize.Hasret kaldık havuz başı sohbetlerine,hasret kaldık Osmanlı'ya,hasret kaldık üzüm asmalarına,hasret kaldık sana...
   Ayakların basmaz olduğu o sessiz ve kimsesiz yollarında yürürken bir ev takıldı gözüme.Bir genç kızın al al olmuş yanakları gibiydi rengi.İki katlı narin bir evdi gözüme takılan.üzüm asmalarıyla süslenmişti bedeni.Mutlu görünüyordu.Dayanamadım yanına gittim.Genelde hüzün akardı evlerinden ama bu ev başkaydı,tertemizdi.Duvarlarını okşamaya başladım.Bi sıcaklık geldi elime,şaşırdım.Dilime dokundurdum parmağımdaki ıslaklığı.Tuzlu bir tadı vardı.Bu gözyaşı olmalıydı çünkü;ancak gözyaşları acı verirdi insana.Dokunduğum bölgede ıslaklık artınca anladım ki mutlu değildi ev.Ama niye mutlu olmasındı ki taptaze gelin gibi güzeldi işte!Ahh dedim içimden kim bilir neden mutsuz.Sonra etrafıma bakındım,hüzün kokan evlerle çevriliydi etrafı.Bu ev ise güneş gibi parlıyordu aralarında.Sonra nladım ki yıllarının izlerini silmişler bedeninden.Çocukların saklambaç oynarken dokundukları masum ellerini,sırtlarını güvenle yasladıkları duvarlarını,neşesini,hüznünü kısacası bütün anılarını çalmışlar.Yenileyip müze yapmışlar ,güya.Ev sahiplerinin sevinç çığlıkları yerine tak tuk sesleri çıkaran ayakkabılar almış.nasıl ağlamasındı ki arkadaşlarından koparmışlar onu.Niye dokundurttun o yabancı elleri yuvana ahh be Safranbolum.Hüzün kapladı içimi.Sana gelipte hüzünlenmemek mümkün mü hiç? O gelenekse lokumundan tatsam geçer miki hüznüm?Hani " tatlı yiyelim,tatlı konuşalım " deyimi var ya.Seninle gamzelerimizi konuşturabilirmiyiz ki..
   Ahh Safranbolum,Saf Anadolum.o kadar masum olma.bak gece hendeğe düşse bile yıldızlar aydınlatıyor onu.gece bile yalnız değilken senin yalnızlığına ne hacet.bak seni yazan kalemim,seni yazan ben ve seni yazacak nice kalemler var.her hecede hüzün kusturman mı gerekiyor?Kalemler seni Osmanlı'nın gücüyle,sevinciyle,daima dik duran başıyla yazmalı.Yakışmıyor bu boyun eğişler.kaldır başını at şu yalnızlığını.Bak yıldızlar senin için ışık saçıyor karanlığına.İçinde barındırdığın yalnızlığına bir son ver bundan gayri.Bırak yollarında çocuk çığlıkları yankılansın,bırak evlerinin arkalarında sevgililer buluşsun,o çürümüş evlerini sevgi sözcükleri dirilsin.
   Hadi bir yıldız seç kendine,alıp götürsün yalnızlığını,kimsesizliğini bambaşka şehirlere...Sana yakışmıyor bu kimsesizlik,yalnızlık,boyun eğiş...
                                                                          

SÜMEYYE GÜVER1-F SINIFI

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !