Zümrüdüanka ve Safranbolu

 

            Efsanevi Zümrüdüanka kuşunu herkes bilir. Efsaneye göre altın sarısı ve kırmızı tüylere sahip, ölümsüz kuşlardır. Zümrüdüanka kuşu ölmek yerine yaşlanır, sonunda ölümün geldiğini anladığı zaman yanıp kül olurmuş ve o küllerinin arasından yeniden doğarmış. Eskisinden daha sağlıklı ve daha güçlü, bu sayede sonsuza kadar yaşarmış. 

            Dünya üzerindeki birçok varlığı bu efsanevi kuşla bağdaştırabilirsin fakat içlerinden biri çok daha farklı anlam katıyor. Tarihin derinliklerinden çıkan, küllerinden doğmuş Safranbolu Evleri o derin anlamın sahibi. Safranbolu’yu bir Zümrüdüanka kuşuna, Safranbolu’yu çepeçevre saran ormanı ise Zümrüdüanka kuşunun yuvasına benzetmemiz kaçınılmaz. 

            Bakan her insana kendi geçmişini anımsatan dar taştan sokaklar nizami bir biçimde sıralanmışlar Safranbolu Evleri’nin arasında. Evlerin giriş kapısının hemen üstünde her faniye ölümü yada yaşamın güzelliğini hatırlatmak için zamanın cisim almış halini koymuşlar ki unutanlar hatırlasın, hatırlayanlar şükretsin. İçeride odanın ortasındaki havuz karşılıyor ziyarete gelenleri. Dalgalı dalgalı akan su insanlara saflığı, temizliği vaad ediyor. Kafanızı kaldırdığınızda gördüğünüz yıldızlar değil ama onlar kadar değerli bir şey. Tekne tavan bakanları hayran bırakmakta ustalaşmış artık. Başının üstündeki güzelliğe bakmak zor iştir. Baktıktan sonra kafanı çevirmen daha da zordur fakat sana bakışlarını farklı bir yöne çevirtmeni sağlayacak güzellik ise duvarlarda geziniyor. Yüzlerce, binlerce fırça ve kalem darbeleriyle yapılmış motifler güzelliklerini gizleme gereği duymuyorlar bile. Çünkü biliyorlar ki evin çiçekleri onlardır. Bahçesiz Safranbolu Evi, çiçeksiz bahçe olur mu hiç? Babil’in Asma Bahçeleri’ni kıskandıracak güzellikte olan Safranbolu Evleri’nin bahçeleri gelenleri çoşkulu bir şekilde selamlıyor kendisine bakanları. 

            Fakat bütün bu güzellikler zaman içinde yaşlandı. Soldu. Peki, zamana yenildi mi Safranbolu Evleri? Hayır! Tıpkı Zümrüdüanka kuşu gibi yanıp küllerinden yeniden doğdu. Uzun ve zahmetli bir işti bu yenilenme fakat eskisinden daha güçlü ve daha güzel artık. Değişmişti artık Safranbolu Evleri fakat içinde değişmeyen birkaç şeyde vardı. Geleneksel yaşam biçimlerini ve muhteşem bahçelerini özenle muhafaza etmişlerdir. 

             Safranbolu Evleri’nin güzelliği sadece bahçelerinden yada eşsiz mimarisinden gelmiyor. Onu çepeçevre saran doğanın güzellikleri görmezden gelinemez. Zamanın şiddetine inat yılmadan ayakta duran surlar, kemerler ve su kemerleri ağaçların arasından heybetleriyle korkusuzca dikiliyor. Doğal güzellikleriyle bakanı kendine hayran bırakan mağaralar, korkutucu güzellikteki sarkıtlara ve dikitlere ev sahipliği yapıyor. 

              Zaman her şeyi tüketen acımasız bir canavar. Biz insanlar ve yeryüzündeki bütün varlıkların karşılaşacağı canavardır, zaman. Er geç bütün varlıklar zamana yenik düşecektir. Bu durumda önemli olan zamana boğum eğmemektir. Yenilgiyi kabul edip hemen pes etmemeliyiz. Tıpkı Zümrüdüanka kuşu gibi, tıpkı Safranbolu Evleri gibi yeniden doğmayı bilelim. 

                                                 Gökhan Sefa KILIÇKAYA

                                            Maliye 1. Sınıf  II. Öğretim B Şubesi


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !